Kader ve kaza kavramları (Allah’ın ezelî ilmi ve takdiri ile bunun gerçekleşmesi); evrendeki yasalar (sünnetullah) ve kader; insan iradesi: külli irade ve cüzi irade; akıl, irade ve sorumluluk sahibi bir varlık olarak insan; kaderle ilgili kavramlar: ecel, rızık, hidayet ve dalalet, tevekkül; kader konusunda yanlış anlayışlar (fatalizm, sorumluluktan kaçmak) ve doğru anlayış; Kur’an’dan mesajlar.
Kader ve kaza
Kader: Allah’ın, olacak her şeyi ezelî ilmiyle bilmesi ve takdir etmesi (belirlemesi)
Kaza: Bu takdirin zamanı gelince gerçekleşmesi
Kader ve evrendeki yasalar: Allah evreni belirli yasalara (sünnetullah) bağlamıştır: Su 100 °C’de kaynar, ateş yakar, ekilen tohum uygun koşulda filizlenir.
- “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer, 49, anlamı)
- Bu yasaları keşfetmek (bilim) ve onlara uygun davranmak kader inancıyla çelişmez.
Kaderle ilgili kavramlar:
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Ecel | Canlının ömrünün sona erdiği an |
| Rızık | Yararlanılan her türlü nimet; çalışarak kazanılır |
| Hidayet – dalalet | Doğru yolu bulma – doğru yoldan sapma; insanın seçimiyle ilgilidir |
| Tevekkül | Gereken her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmak |
Akıl, irade ve sorumluluk
İnsanı diğer varlıklardan ayıran özellikleri akıl ve iradedir.
- Külli irade: Allah’ın her şeyi kuşatan sınırsız iradesi
- Cüzi irade: İnsana verilen, seçme ve karar verme gücü → insan iyiyi de kötüyü de seçebilir.
Sorumluluğun şartları:
- Akıl sahibi olmak (akıl hastası sorumlu tutulmaz)
- Ergenlik (buluğ) çağına ulaşmak
- Bilgi sahibi olmak (bilgisi ulaşmamış kişi sorumlu değildir)
- Özgür irade (zorlama altında olmamak)
- “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 39, anlamı)
- “Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara, 286, anlamı)
Yanlış ve doğru kader anlayışı
Yanlış anlayışlar:
- Kadercilik (fatalizm): “Nasılsa kaderimde ne varsa o olur.” diyerek çalışmamak, önlem almamak
- Kendi hatalarını kadere yüklemek: “Sınavda başarısız oldum, kaderim böyleymiş.”
- Hastalıkta tedavi olmamak, afetlere karşı önlem almamak
Doğru anlayış: Kader inancı insanı pasifleştirmez; aksine çalışmaya, önlem almaya ve sonuçta teslimiyetle huzur bulmaya yönlendirir.
- Hz. Peygamber’in “Deveni bağla, sonra tevekkül et.” (anlamı) tavsiyesi
- Hz. Ömer’in vebalı bölgeye girmeyip “Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz.” demesi → önlem almak da kaderin parçasıdır.
- Kader inancı başarıda kibri, başarısızlıkta ümitsizliği önler.
Kavramlar
- kader
- Allah’ın ezelî takdiri
- kaza
- takdirin gerçekleşmesi
- cüzi irade
- insanın seçme gücü
- tevekkül
- çalıştıktan sonra sonucu Allah’a bırakmak
- ecel
- ömrün sona erdiği an
- Kader: Allah’ın ezelî bilmesi ve takdiri; kaza: gerçekleşmesi
- Sünnetullah: evrendeki değişmez yasalar
- Külli irade Allah’ın, cüzi irade insanın seçme gücü
- Sorumluluk şartları: akıl, ergenlik, bilgi, özgür irade
- Tevekkül: gereken her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmak
- Kadercilik yanlış; “Deveni bağla, sonra tevekkül et.”
Örnek soru ve çözümü
Kartlardaki sorumluluk şartlarına göre 5 yaşındaki bir çocuk ve zorla bir işe sürüklenen bir kişi dinî açıdan sorumlu tutulur mu?
Hayır. Çocuk ergenlik çağına ulaşmamıştır; zorla sürüklenen kişinin özgür iradesi yoktur. Sorumluluk için akıl, ergenlik, bilgi ve özgür irade birlikte gerekir.
Çözümlü örnekler
1. Gerekli her şeyi yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmaya ne denir? Kolay
ÇözümTevekkül.
2. Sünnetullah ile bilimsel çalışmalar arasındaki ilişki nedir? Orta
ÇözümBilim insanları Allah’ın evrene koyduğu yasaları keşfeder; bu yasaları bilmek ve onlara uygun davranmak kader inancıyla uyumludur.
3. Deprem bölgesinde sağlam bina yapmayıp “Kaderde varsa olur.” demek neden yanlış bir kader anlayışıdır? Zor
Çözümİnsan cüzi iradesiyle önlem almakla sorumludur; sünnetullaha (doğa yasalarına) uygun önlem almamak kadercilik ve sorumsuzluktur.
Sık yapılan hatalar
- Kader inancını çalışmamak için bahane saymak.
- Cüzi iradenin insanı sorumluluktan kurtardığını sanmak.
- Tevekkülü hiçbir şey yapmadan beklemek sanmak.
Biliyor muydun?
Hz. Ömer’in veba salgınında bölgeye girmemesi, İslam tarihinde salgında karantina ve önlem almanın bilinen erken örneklerinden biri olarak anılır!