Türk hukukunun kaynakları ve gelişimi; İslamiyet öncesi Türklerde töre (yazısız hukuk), töreyi oluşturan unsurlar (örf, âdet, hükümdar buyrukları-yarlıklar, kurultay kararları), töreye uyma yükümlülüğü ve hükümdarın töreye bağlılığı; yargı (yargucu, kurultayın yargı yetkisi), ceza hukuku (ağır cezalar, öç alma yasağı) ve aile-mülkiyet hukuku; Uygur hukuk belgeleri (borç, satış, kira sözleşmeleri, şahit ve mühür kullanımı); İslamiyet sonrası şer’i ve örfi hukuk; kadılık teşkilatı ve kadıların görevleri; Selçuklu ve Osmanlı’da kanunnameler (Fatih Kanunnamesi, Kanuni dönemi), Mecelle; Cumhuriyet döneminde hukuk reformları (Medeni Kanun 1926, Ceza ve Ticaret kanunları).
İslamiyet öncesi Türk hukuku: töre
Töre: İslamiyet öncesi Türklerde yazısız hukuk kuralları; adalet, eşitlik, iyilik ve insan sevgisine dayanırdı.
Töreyi oluşturan unsurlar:
- Örf ve âdetler (gelenekler)
- Hükümdarın buyrukları (yarlık)
- Kurultay kararları
Töre ve hükümdar: Hükümdar da töreye uymak zorundaydı; töreyi bozan hükümdarın kutunu kaybedeceğine inanılırdı. Bu, Türk hukukunda hukukun üstünlüğüne yakın bir anlayıştır.
Yargı: Davalara yargucu denen hâkimler ve önemli davalarda kurultay bakardı.
Ceza hukuku: Hırsızlık, adam öldürme, vatana ihanet, savaştan kaçma ağır cezalarla karşılanırdı; kan davası ve öç alma devlet otoritesiyle sınırlandırılırdı.
Uygur hukuk belgeleri ve İslamiyet sonrası hukuk
Uygur hukuk belgeleri: Uygurlar yerleşik hayata geçince yazılı hukuk gelişti.
- Borç, satış, kira ve evlat edinme sözleşmeleri
- Belgelerde şahitler, mühür ve tarih bulunurdu; sözleşmeye uymayanlara yaptırımlar yazılırdı.
İslamiyet sonrası hukuk:
- Şer’i hukuk: Kur’an, sünnet, icma ve kıyasa dayalı; aile, miras, ticaret konuları
- Örfi hukuk: Hükümdarın töre ve ihtiyaçlara göre koyduğu kurallar (vergi, toprak, ceza, devlet teşkilatı)
Kadılık: Kadılar yargıç olmanın yanında belediye, noterlik, vakıf denetimi ve ölçü-tartı kontrolü gibi işlere de bakardı.
Kazasker: Kadıların tayininden sorumlu, divan üyesi
Kanunnamelerden Cumhuriyete
Kanunnameler: Osmanlı padişahlarının örfi hukuk alanında çıkardığı yazılı kanunlar
- Fatih Kanunnamesi: Devlet teşkilatı ve protokol kuralları
- Kanuni Sultan Süleyman: Kanunların derlenmesi ve uygulamada birlik; “Kanuni” unvanı buradan gelir.
Tanzimat dönemi: Batı tarzı kanunlar (Ceza ve Ticaret kanunları), Nizamiye mahkemeleri
Mecelle (1869–1876): Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında hazırlanan, İslam hukukunu madde madde düzenleyen medeni kanun
Cumhuriyet’in hukuk reformları:
- 1924: Şer’iye mahkemeleri kaldırıldı, hukuk birliği sağlandı.
- 1926: Türk Medeni Kanunu → Kadın-erkek eşitliği, resmî nikâh, tek eşlilik, mirasta eşitlik
- Borçlar, Ceza ve Ticaret kanunları (1926)
💡 Türk hukuk tarihi, yazısız töreden modern laik hukuk düzenine uzanan bir süreçtir.
Kavramlar
- töre
- yazısız hukuk kuralları
- yarlık
- hükümdar buyruğu
- yargucu
- eski Türklerde hâkim
- örfi hukuk
- hükümdarın koyduğu kurallar
- Mecelle
- Osmanlı medeni kanunu
- Töre: yazısız hukuk; örf, yarlık ve kurultay kararlarından oluşur
- Hükümdar da töreye bağlıdır
- Uygurlarda yazılı sözleşmeler; şahit ve mühür
- İslamiyet sonrası şer’i ve örfi hukuk
- Kadılar yargı ve belediye işlerine bakardı
- Kanunnameler, Mecelle ve 1926 Medeni Kanunu
Örnek soru ve çözümü
Kartlara göre bir Osmanlı köylüsünün miras paylaşımı ve ödeyeceği toprak vergisi hangi hukuk alanlarına girerdi?
Miras paylaşımı şer’i hukuka girerdi; Kur’an ve fıkıh kurallarına göre kadı tarafından belirlenirdi. Toprak vergisi ise örfi hukuka girerdi; padişahın kanunnameleriyle ve sancak kanunnameleriyle düzenlenirdi.
Çözümlü örnekler
1. Mecelle’yi hazırlayan heyetin başkanı kimdir? Kolay
ÇözümAhmet Cevdet Paşa.
2. Uygur hukuk belgelerinde şahit ve mühür kullanılması neyi gösterir? Orta
ÇözümHukuki işlemlerin yazılı, belgeli ve güvence altında yapıldığını; gelişmiş bir yerleşik hukuk kültürünü gösterir.
3. Hükümdarın töreye bağlı olması modern hukukun hangi ilkesine benzer? Zor
ÇözümHukukun üstünlüğü ilkesine; yöneticinin de kurallarla bağlı olması, keyfî yönetimi sınırlar.
Sık yapılan hatalar
- Töreyi sadece gelenek sanıp hukuki bağlayıcılığını göz ardı etmek.
- Kadıların yalnızca dava baktığını düşünmek.
- Mecelle’yi Cumhuriyet dönemi kanunu sanmak.
Biliyor muydun?
Uygur dönemine ait borç sözleşmelerinde borcunu ödemeyenin malının “üstüne yüzde yüz” fazlasıyla alınacağı gibi ceza maddeleri bile yazılıydı!