Edebî metin türleri (hikâye, roman, masal, fabl, şiir, tiyatro) ve öğretici türler (makale, deneme, söyleşi, fıkra, anı, biyografi); anlatıcı ve bakış açısı; düşünceyi geliştirme yolları.
Edebî metin türleri
| Tür | Özellik |
|---|---|
| Hikâye (öykü) | Kısa, tek olay çevresinde, az kişi |
| Roman | Uzun, çok olay ve kişi, geniş zaman ve mekân |
| Masal | Olağanüstü, yer-zaman belirsiz, tekerlemeyle başlar |
| Fabl | Hayvanlar konuşur, sonunda ders verilir |
| Şiir | Duygu yoğun, ahenkli, dize-kıta |
| Tiyatro | Sahnede oynanmak üzere yazılır; diyalog ağırlıklı; perde ve sahnelerden oluşur |
| Efsane | Olağanüstü olaylarla bir yerin, bir varlığın oluşumunu açıklar; inandırıcılık iddiası vardır |
| Destan | Bir milletin tarihindeki önemli olayları kahramanlık temasıyla anlatır (Oğuz Kağan, Ergenekon) |
Öğretici metin türleri
| Tür | Özellik |
|---|---|
| Makale | Bir düşünceyi kanıtlamak, nesnel ve kesin dil |
| Deneme | Kişisel düşünce, kesin yargı yok, samimi |
| Söyleşi | Okurla sohbet havası |
| Fıkra (köşe yazısı) | Güncel bir konuda kısa, kişisel görüş, gazetede |
| Anı | Yaşanan olayları zaman geçtikten sonra anlatma |
| Biyografi / Otobiyografi | Başkasının / kendi hayatı |
| Gezi yazısı | Gezilen yerlerin gözlemlerle anlatılması |
| Röportaj | Önemli biriyle görüşme, gözlem |
| Eleştiri | Bir eseri olumlu-olumsuz yönleriyle değerlendirme |
Anlatıcı ve bakış açısı
| Bakış açısı | Anlatıcı | Özellik |
|---|---|---|
| Kahraman (1. kişi) | Olayların içinde, “ben” | Yalnızca kendi bildiklerini ve gördüklerini anlatır |
| Gözlemci | Dışarıda, “o” | Bir kamera gibi yalnızca görüleni anlatır; iç dünyaya girmez |
| İlahi (hâkim, her şeyi bilen) | Dışarıda, “o” | Kahramanların düşüncelerini, geçmişini, geleceğini bilir |
Örnek:
- “Kapıyı açtığımda yüreğim hızla çarpıyordu.” → kahraman
- “Adam kapıyı açtı, içeri girdi, masaya oturdu.” → gözlemci
- “Adam kapıyı açtı; yıllar önce bu evde yaşadığı mutlu günleri hatırlıyordu.” → ilahi
Anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yolları
Anlatım biçimleri: Açıklayıcı (bilgi), öyküleyici (olay), betimleyici (resim), tartışmacı (ikna)
Düşünceyi geliştirme yolları: Tanımlama, örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal veri, benzetme
LGS’de sık sorulan: “Bu metinde hangi düşünceyi geliştirme yolu kullanılmamıştır?”
→ Metni okurken her yolu işaretle: Tanım var mı (… -dır)? Örnek var mı (örneğin)? Karşılaştırma var mı (… ise)? Sayı var mı? Alıntı var mı (tırnak)?
Kavramlar
- Roman
- Uzun, çok olaylı ve kişili hikâye edici tür.
- Destan
- Milletin önemli olaylarını kahramanlıkla anlatan tür.
- Fıkra (köşe yazısı)
- Güncel bir konuda kısa kişisel yazı.
- Gözlemci bakış açısı
- Yalnızca dışarıdan görüleni anlatan bakış.
- İlahi bakış açısı
- Kahramanların iç dünyasını da bilen bakış.
- Hikâye kısa ve tek olay; roman uzun ve çok olay
- Efsane olağanüstü açıklama, destan milli kahramanlık
- Fıkra: gazetede güncel konuda kişisel görüş
- Kahraman bakış açısı “ben”
- Gözlemci yalnızca görüleni anlatır
- İlahi anlatıcı her şeyi bilir
Örnek soru ve çözümü
“Kadın pencereden dışarı baktı. Yağmur yağıyordu. Bir süre sonra paltosunu giyip çıktı.” Bu metindeki bakış açısı hangisidir?
Gözlemci bakış açısı; anlatıcı yalnızca görülen davranışları aktarıyor, kadının duygu ve düşüncelerine girmiyor.
Çözümlü örnekler
1. Sahnede oynanmak üzere yazılan tür hangisidir? Kolay
ÇözümTiyatro.
2. Efsane ile destan arasındaki temel fark nedir? Orta
ÇözümEfsane bir varlığın ya da yerin oluşumunu olağanüstü biçimde açıklar; destan ise bir milletin tarihindeki büyük olayları kahramanlık temasıyla anlatır.
3. “Ali sessizce odaya girdi. Annesinin kendisine kızdığını biliyordu ama yarın her şeyin düzeleceğinden habersizdi.” Bakış açısını belirleyiniz. Zor
Çözümİlahi (hâkim) bakış açısı; anlatıcı Ali’nin düşüncelerini ve Ali’nin bilmediği geleceği de biliyor.
Sık yapılan hatalar
- Gözlemci ile ilahi bakış açısını karıştırmak.
- Fıkrayı yalnızca komik hikâye sanmak (köşe yazısı anlamı da var).
- Hikâye ile romanı yalnızca uzunluğa göre ayırmak (olay ve kişi sayısı da önemli).
Biliyor muydun?
Türk edebiyatının ilk romanlarından biri Şemsettin Sami’nin “Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat” (1872) adlı eseridir!