Deneme türünün özellikleri; samimi, öznel ve sohbet havasındaki anlatım; Montaigne’den Türk denemecilerine kısa tarihçe; deneme inceleme; mülakat (görüşme) ve söyleşi farkı; iyi bir mülakat sorusunun özellikleri; mülakat dinleme ve not alma.
Deneme
Deneme: Yazarın herhangi bir konudaki kişisel düşüncelerini, kesin yargılara varmadan, samimi bir dille ve sohbet eder gibi anlattığı öğretici metindir.
Özellikleri:
- Özneldir; yazar “ben” diliyle konuşur.
- Düşünceleri kanıtlama zorunluluğu yoktur (makaleden farkı).
- Her konu yazılabilir: sanat, doğa, insan, zaman, şehir…
- Dil akıcı, samimi, zaman zaman sanatlıdır.
- Yazar kendisiyle konuşur gibidir; okurda düşünme isteği uyandırır.
Tarihçe:
- Batı’da türün kurucusu Montaigne (Fransa, Denemeler, 1580); İngiltere’de Francis Bacon
- Türk edebiyatında Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Haşim (Gurabahâne-i Laklakan), Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Eyüboğlu önemli denemecilerdendir.
Deneme ile makale farkı
| Deneme | Makale |
|---|---|
| Öznel, kişisel düşünce | Nesnel, bilimsel düşünce |
| Kanıtlama zorunluluğu yok | Düşünceler kanıtlanır |
| Sohbet havası, “ben” dili | Ciddi, resmî dil |
| Sanatlı dil kullanılabilir | Açık, terimli dil |
| Sonuç kesin değildir | Kesin sonuca ulaşır |
Kısa özgün deneme örneği – “Beklemek Üzerine”:
“Beklemeyi hiç sevmedim. Otobüs durağında, bir sınav sonucunda, bir mektubun cevabında… Oysa yaşlandıkça anlıyorum ki bekleyişler, hayatın asıl sahneleri arasındaki perde aralarıdır. Belki de beklemeyi sevmememin sebebi, o anlarda kendimle baş başa kalmamdı. Şimdi durağa erken gidiyorum; otobüsü değil, düşüncelerimi beklemek için.”
→ Öznel, “ben” dili, kesin yargı yok, benzetme (perde arası), okuru düşündürüyor ✔
Mülakat ve söyleşi
Mülakat (görüşme): Tanınmış bir kişiyle, onun düşüncelerini, eserlerini, hayatını öğrenmek için yapılan ve soru-cevap biçiminde yazıya geçirilen konuşma.
Söyleşi (sohbet): Bir konuyu karşısında okur varmış gibi, samimi bir sohbet havasında anlatan yazı türü.
Röportaj: Bir olay, yer ya da durum hakkında gözlem ve görüşmelere dayanan, gazeteci tarafından hazırlanan geniş yazı.
İyi mülakat soruları:
- Açık uçlu olmalı: “Yazmaya nasıl başladınız?” (✓) – “Yazmayı seviyor musunuz?” (evet/hayır ✗)
- Kişinin eserleri hakkında önceden araştırma yapılarak hazırlanmalı
- Mantıklı bir sıra izlemeli: çocukluk → eserler → sanat anlayışı → gençlere öneriler
- Kişiyi yönlendirmemeli, saygılı olmalı
Mülakat dinlerken/izlerken: Konuşanın görüşlerini not al, öznel ve nesnel ifadeleri ayır, beden dili ve ses tonuna dikkat et.
Kavramlar
- deneme
- kişisel düşüncelerin samimi anlatımı
- makale
- bilgi ve kanıta dayanan yazı
- mülakat
- tanınmış kişiyle görüşme
- söyleşi
- sohbet havasında yazı
- açık uçlu soru
- evet-hayır ile cevaplanamayan soru
- Deneme: öznel, samimi, kanıtlama zorunluluğu yok
- Makale: nesnel, kanıtlı
- Deneme türünün kurucusu Montaigne
- Türk denemecileri: Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin
- Mülakat: tanınmış kişiyle soru-cevap
- İyi mülakat sorusu açık uçlu ve araştırmaya dayalıdır
Örnek soru ve çözümü
“Şehirlerin de bir yüzü vardır bence. Kimi yorgun, kimi meraklı bakar insana…” cümleleri hangi türün özelliğini taşır? Neden?
Deneme: “bence” ifadesiyle kişisel düşünce bildiriliyor, kanıt sunulmuyor, sanatlı ve samimi bir dil kullanılıyor (şehirlerin yüzünün olması kişileştirme).
Çözümlü örnekler
1. Deneme türünü Batı’da başlatan yazar kimdir? Kolay
ÇözümMontaigne.
2. “Romanlarınızı beğeniyor musunuz?” sorusunu iyi bir mülakat sorusuna dönüştürünüz. Orta
Çözüm“Romanlarınızdan hangisi size en yakın, neden?”
3. Mülakat ile röportajı karşılaştırınız. Zor
ÇözümMülakat tanınmış bir kişinin düşüncelerini soru-cevapla aktarır; röportaj bir olay ya da yer hakkında gözlem ve görüşmelerle hazırlanır, gazetecinin gözlemleri de yer alır.
Sık yapılan hatalar
- Deneme ile makaleyi karıştırmak.
- Mülakatta evet-hayır ile cevaplanacak sorular hazırlamak.
- Söyleşide karşılıklı soru-cevap olduğunu sanmak (okurla sohbet havası vardır).
Biliyor muydun?
Montaigne kendi kitabının girişine şöyle yazmıştı: “Okur, bu kitabın konusu benim.” Böylece edebiyat tarihinin en kişisel türlerinden biri doğmuş oldu.