Türkçenin söz varlığı (deyim, atasözü, ikileme, terim, yerel söz); gerçek, yan, mecaz ve terim anlam; eş, yakın, zıt ve sesteş sözcükler; somut-soyut; genel-özel; ad aktarması (mecaz-ı mürsel) ve dolaylama; sözcüklerin metindeki anlam katkısı.
Anlam türleri
| Anlam | Tanım | Örnek |
|---|---|---|
| Gerçek (temel) | Akla gelen ilk anlam | Bardağı kırdı. |
| Yan anlam | Gerçek anlamla ilgili yeni anlam | Masanın ayağı, dağın eteği |
| Mecaz | Gerçek anlamdan tamamen uzaklaşma | Kalbimi kırdı. |
| Terim | Bir bilim, sanat dalına özgü | Üçgenin açıları, romanın kahramanı |
- Somut: beş duyuyla algılanan (ağaç, ses) · Soyut: zihinde var olan (sevgi, özgürlük)
- Genel-özel: “meyve” genel, “elma” özel
- Nitel-nicel: “güzel bir ev” (nitel), “üç katlı ev” (nicel)
Sözcükler arası anlam ilişkileri
- Eş anlamlı: okul – mektep, cevap – yanıt
- Yakın anlamlı: kızmak – öfkelenmek (tam aynı değil)
- Zıt anlamlı: ileri – geri, uzun – kısa (⚠️ “gelmek – gelmemek” zıt anlam değil, olumsuzluktur)
- Sesteş (eş sesli): yüz (sayı) – yüz (çehre) – yüz (yüzmek)
- Ad aktarması (mecaz-ı mürsel): benzetme amacı olmadan bir sözü başka söz yerine kullanma → “Ankara bu kararı onayladı.” (hükûmet), “Yahya Kemal’i okudum.” (şiirlerini)
- Dolaylama: bir kavramı birden çok sözcükle anlatma → “Ay yıldızlı bayrak”, “Kara elmas” (kömür)
Söz varlığı: deyim, atasözü, ikileme
Deyim: Genellikle mecaz anlamlı, kalıplaşmış söz grubu; yargı bildirmez → “ağzı kulaklarına varmak”
Atasözü: Uzun deneyimlerle oluşmuş, öğüt veren, kalıplaşmış cümle → “Damlaya damlaya göl olur.”
İkileme: Anlamı güçlendirmek için sözcük tekrarı → yavaş yavaş, eğri büğrü, çoluk çocuk
Yerel söz / ağız: “Gelişiyom”, “bacı” gibi bölgesel kullanımlar
💡 Türkçenin söz varlığı Türkçe kökenli sözcükler, alıntılar (Arapça, Farsça, Fransızca…) ve yeni türetilmiş sözcüklerden oluşur. TDK, yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar önerir: computer → bilgisayar, e-mail → e-posta.
| Deyim | Anlamı |
|---|---|
| etekleri zil çalmak | çok sevinmek |
| gözden düşmek | değerini yitirmek |
| kulak asmamak | önemsememek |
| dili tutulmak | şaşkınlıktan konuşamamak |
Kavramlar
- söz varlığı
- bir dilin tüm sözcük ve kalıpları
- mecaz
- gerçek anlamdan uzaklaşmış anlam
- sesteş
- yazılışı aynı, anlamı farklı
- ad aktarması
- bir adı ilgili başka ad yerine kullanma
- ikileme
- pekiştirmek için sözcük tekrarı
- Gerçek, yan, mecaz ve terim anlam
- Somut-soyut, genel-özel, nitel-nicel
- Olumsuzluk zıt anlam değildir
- Ad aktarması benzetmesiz yer değiştirmedir
- Deyim yargı bildirmez, atasözü öğüt verir
- Dolaylama: bir kavramı birkaç sözcükle anlatma
Örnek soru ve çözümü
“Bütün salon ayağa kalktı.” cümlesinde hangi anlam olayı vardır?
“Salon” sözcüğü salondaki insanlar yerine kullanılmıştır; benzetme amacı yoktur → ad aktarması (mecaz-ı mürsel).
Çözümlü örnekler
1. “Sıcak bir karşılama gördük.” cümlesinde “sıcak” hangi anlamdadır? Kolay
ÇözümMecaz (içten, samimi).
2. “Kitabın sırtı yırtılmış.” cümlesinde “sırt” hangi anlamdadır? Orta
ÇözümYan anlam (insan sırtından kitabın arka kısmına aktarılmış).
3. “Göz” sözcüğünü gerçek, yan, mecaz ve deyim içinde birer cümlede kullanınız. Zor
ÇözümGerçek: Gözüm kaşınıyor. Yan: Dolabın üst gözü dolu. Mecaz: Bu işte gözü yok. Deyim: Bu fırsatı gözden kaçırma.
Sık yapılan hatalar
- “Okumak – okumamak” çiftini zıt anlamlı sanmak.
- Yan anlam ile mecazı karıştırmak (yan anlam gerçek anlamla ilgisini korur).
- Deyim ile atasözünü karıştırmak.
Biliyor muydun?
Türkçede “göz” sözcüğü 100’den fazla deyim ve birleşik sözcükte geçer: göz atmak, göz koymak, gözden düşmek, göz kulak olmak…